Çepniler’in Kuzey Anadolu’ya Yerleşmeleri – 3

0

Konya bölgesinde bir Çepni Oymağı da, Koçhisar’da yaşayan bir Unguş Bölüğü toplulukları arasında bulunmaktadır. Fakat bu Çepni Oymağının, Unguş Bölüğü gibi, Koçhisar bölgesine Adana’nın Saruçalı Bucağı’ndan geldiği anlaşılmaktadır.

Halep Türkmenleri, Kanuni devrinde üç oymağa ayrılmışlardır. Bunlardan 53 ev kadar olan birinci oymak, Antep’in kuzey-doğusundaki Rumkale Bölgesinde oturmaktadır. İkinci oymak, ‘Kethüda’nın yönetiminde Gündüzlü kazasında bulunmaktadır. Üçüncü oymak da, çok küçük olup Halep Vilayetinin doğu mıntıkasında yaşamaktadır. Bu oymağın adı, “Başını Kızdılu’’dur. Rumkale’de yaşayan birinci oymak, XVII. yüzyılın ortalarında Karabalar, Korkmazlu, Sarılı, Karalar vb. obaları meydana getirmiş olup belgelerde kendilerine “Oturak Çepni” denilmektedir. Bu Oturak Çepniler, öteki Türkmen kolları gibi 1690’da Avusturya’ya karşı yapılan sefere çağrılmışlardır. ‘Başını Kızdılu’ adını taşıyan oymağa gelince; bunların nüfusları çoğalarak türlü topluluklara ayrılmışlardır. Sonra Adana, Aydın ve Saruhan’a göç etmişlerdir.

Ramazanlı Ulusu, Adana bölgesinde yaşayan küçük bir oymaktır. Dulkadırlı Ulusu ise, iki küçük oymaktır. 

Trabzon Çepnileri XVI. yy.da göçebe hayatını bırakmış olmakla birlikte bu boy, görenek ve geleneklerini yalnız o yüzyılda değil, ondan sonraki yüzyıllarda da kuvvetle saklamışlardır. 

Prof.Dr.Faruk Sümer, Oğuzlar(Türkmenler) adlı kitabının(Anda yayınları-I, III.Baskı) değişik sayfalarında şu ifadeleri kullanmaktadır: 

*“Oğuzlar’ın, İslam aleminde meşhur olan ‘Türk Keçesi sattıkları..” 
*“Oğuzlar, manevi şahsiyetlere büyük saygı gösteriyorlardı”
*X. y.y.da Oğuzelinde kadınlar, diğer Türk illerinde ve cahiliye devri Araplarında olduğu gibi erkeklerden kaçmazlar ve yüzlerini örtmezlerdi”
*“Oğuzlarda, evlenme geleneğinde başlık yaygındı”
*“Oğuzlar, sakallarını tıraş etmekte ve yalnız bıyık bırakmaktaydılar. Türkiye’de de bu geleneğin uzun müddet devam ettiği, din adamlarından başka halkın ve askerlerin, sakallarını yülüdüklerini yani tıraş ettiklerini biliyoruz”
*“Oğuzlar, umumiyetle yün-keçe elbise giyerlerdi”

Geyikli ve ‘Ağasar Yöresi Halkı’ arasında, yukarıda belirtilen özellikler bugün hala varlığını sürdürmektedir. 

Yaptığımız incelemelere göre; keçe yapılıp kullanılmakta, yün elbiseler yapılıp giyilmekte, bu yün elbiselerin dokumacılığı yerli olarak yapılmakta, dokumalara ‘şal’ adı verilmektedir. Hatta Şalpazarı İlçesinin adı da, yöre köylerin dokudukları şalları pazarladıkları yer olmasından kaynaklanmaktadır. 

Yine yöre halkı, manevi şahsiyetlere büyük önem verirler; bir anlaşmazlık durumunda bu manevi şahsiyetlerin hakemliğine başvururlar, onların söylediklerine de itiraz etmezler. 

Kadınlar erkeklerden kaçmazlar; hatta bütün işleri, erkek ve kadın birlikte yürütürler. 

En önemlisi de, sakal konusu. Nedense halk, sakallı insanı, eğer altmış yaşın üzerinde değilse çok ayıplar. Sakal kesmek ile ilgili “yülümek” tabirini kullanırlar.

Osmanlı Coğrafyacılarından Mehmet Âşıkî, XVI.y.y.ın sonlarından yazdığı Menazirü’l-Avâlim adlı eserinde, Trabzon bölgesinde yaşayan Türkler’in önemli bir kısmının Çepniler olduğunu ve Trabzon bölgesinin batı ve güney tarafındaki dağların “Çepni Dağları” adıyla anıldığını yazmıştır.

1756 tarihli bir i’lamdan öğrenildiğine göre; Canik muhassılı Süleyman Bey ve kardeşi Ali Bey, 12.000’den fazla bir askerle Giresun kasabasını basarak, çok sayıda kişiyi öldürmüş, halkın mallarını yağmalamışlardı. Kasaba halkı Giresun Kalesine sığınmak zorunda kalmış; Süleyman Bey ile adamları 23 gün süre ile kaleyi kuşatarak kasabadaki ev eşyalarını Samsun’a taşımışlar, daha sonra da kasabayı tümüyle yakmışlardı.

Bu olaydan sonra, soygunculuk yaptıkları için idama mahkum olan Giresun’lu Dizdaroğulları Ali ve Abdi adlı kişiler, Giresun Kalesine sığınmışlardı. Onları yakalamakla görevlendirilen Canik Kaymakamı Hacı Ali Bey, emrindeki askerlerle Giresun kalesini 63 gün kuşattıktan sonra, bu kişileri ele geçirmiştir”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here